Now Playing Tracks

Ve yine bir kavşaktayız

13-14 Nisan tarihlerinde Maslak TİM Show Center’da düzenlenen TEDxReset 2013 etkinliğinin bu seneki konsepti “Kritik Kavşaklar”dı. Küratörlüğünü Ali Üstündağ’ın üstlendiği etkinlikte birçok önemli akademisyen, yazar, mimar, film yapımcısı konuşmacılar arasındaydı. 

image

13-14 Nisan tarihlerinde Maslak TİM Show Center’da düzenlenen TEDxReset 2013 etkinliğinin bu seneki konsepti “Kritik Kavşaklar”dı. Küratörlüğünü Ali Üstündağ’ın üstlendiği etkinlikte, Bilgi Üniversitesi Next Academy Öğretim Üyesi Levent Erden, TED konuşmacılarından Kreatif Danışman ve Vizyoner Dietmar Dahmen, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Volkan Özgöz, Gazeteci Banu Güven, Zaytung’un kurucusu Hakan Bilginer, Wallit uygulamasıyla tüm dünyada ses getiren Veysel Berk, Araştırmacı Yazar Osman Ulugay gibi birçok önemli akademisyen, yazar, mimar, film yapımcısı bu yılki konuşmacılar arasındaydı. Ve hepsinin ortak noktası ‘şimdi tam da bulunduğumuz bu noktadan nereye gidiyoruz’ oldu. Etkinliğin ilk günü, zihinleri sıfırlayıp tüm bildiklerimizi, varsayımlarımızı, kuralları, inandıklarımızı sorgulayarak yola çıktık. ‘Ya tüm bildiklerimizde hepimiz yanılıyorsak’ sorusu üzerine düşünmeye başladık. Kendimizi resetledik (veya resetlemeye çalıştık) ve tüm yaptıklarımızı sorguladık. Nereye gideceğimizi görmeye çalıştık. Konuşmacıların bir kısmı kendi kişisel hikâyeleri ve deneyimlerinden bahsederken, gündelik hayatta karşılaştıkları zorluklardan ve kritik kavşaklarda attıkları adımlardan söz etti. Konuşmacılar sunumlarında, özellikle Türkiye’nin son on yıllarda yaşadığı büyük ve hızlı teknolojik devrimin hayatımızdaki etkilerini, sosyal, ekonomik ve insani boyutlarıyla dinleyicilerle paylaştı. Bu hızlı değişiklerin insanların karşına çıkardığı seçenekler ve yol ayrımlarının bizleri, tekil bireyler olarak nasıl şaşkına çevirdiği, bütün kesişen yolların tam merkezinde olduğumuzu ve ne yapmamız gerektiği sorularına yanıtlar aradı. Doğruyu veya yanlışı nasıl görecektik, gerçekten doğru veya yanlış var mıydı attığımız adımlarda… Bilmiyoruz… İşte TedxReset’te bunlar tartışıldı ve Levent Erden’in dediği gibi “Leş gibi yalnızdık” tüm bunları düşünürken. Öte yandan da o kavşaklardan hepimizin geçtiğini hissetmek rahatlatıcıydı. Belki de hayatımızdaki bu uzun yolda her gün attığımız adımlar, yapmamız gerekenler ve hangi yola gideceğimize karar vermek en önemlisi ve en zoru bizim için. Peki hangi yöne gidecektik, gerçekten bilmiyoruz. Hangisi doğru yol, hangi yola gidersek doğru ya da yanlış karar vereceğimizi bilemiyoruz. image

Gelecek bizi nereye götürüyor… Evet, gelecek bizi bir yere götürüyor. Hızla artan seçenekler ve ulaşılabilirliği artan iletişim araçları bizi bazı yönlerden, Levent Erden’in de dediği gibi bir çıkmaza sürüklüyor. Çünkü seçeneklerimiz çok fazla. Eskiden çok az seçenek vardı, tek kanal TRT var, ürünler ve hizmetler tekil veya iki adetten fazla değildi. Peki ya günümüzde? Sonsuz seçenek var karşımızda. Ne yapacağız? Birisinin beğendiğini, aynı kısır döngünün içinde, kendi bakış açımızdan baktığımız şeyleri, beğendiklerimizi yeniden karşımızda buluyoruz. İşte tam o anlarda ‘farklı olanı’, ötekini göremiyoruz. Ötekinin gözünden bakamıyoruz. Demokrasi, katılım, sesini duyurma sorunları başlayıveriyor. Bu bir sorun. İletişim değişiyor. Eski medyanın içinde sorgulayıcı gazeteciliğin yapılmasının zorlaştığı, insanların sesini duyurmasının imkânsızlaştığı bir andayız. Son yıllarda yeni bir kavşaktan dönüyoruz. Geleneksel yapılar kırılıyor, yerine hızla yenileri geliyor. Ve tekrardan bizi bir araya getiriyor, Banu Güven’in örneklendirdiği gazete tirajlarından daha fazla Twitter’da bir gazetecinin takipçiye sahip olabildiği bir zamandayız. Veya Change.org örneğinde olduğu gibi insanlar toplanıp kendi yaşam alanlarında söz sahibi olabiliyor. Hak ihlalleri ve her türlü talebini dile getirebiliyor. Veya başka bir örnek iki genç mimar Ali Onat Türker ve Jess Honsa’nın girişimi Open-Urban projesinde olduğu gibi, şehirde kentsel dönüşüm hakkında insanlar daha çok bilgiye ulaşabiliyor. Sorunlar dile getirilebiliyor. İnsanlar yeni proje önerilerini paylaşıyor. Daha iyi bir şehircilik yapılanmasına gidilebilecek yeni bir platform kuruluyor. Pesimist olmamak gerekiyor ve bu tip girişimlere devam etmek, daha çok paylaşmak, daha çok birbirine bağlı olmak gerekiyor ki bu tip yeni projeler üretilebilsin. Veysel Berk’in Wallit – Sanal Duvarlar projesinde olduğu gibi, belki de sanal duvarlar hayatımıza girince daha çok paylaşacağız. Ve Dietmar Dahmen dediği gibi akıllı cihazlar, araçlarla insanlar birbirine daha çok bağlanacak ve daha çok bağlandıkça hep birlikte daha çok güçleneceğiz… image

Etkinliğin en çarpıcı sunumlarından birini gerçekleştiren Dietmar Dahmen’e göre eskiden ürün ve tüketici arasındaki hiyerarşik ilişkide söz hakkına sahip olan markaydı. Marka konuşur, tüketici dinlerdi. Marka bilir, tüketici öğrenir, marka satar, tüketici alırdı. Şimdi tüm bunlar değişti. Günümüzde marka yine konuşuyor ama tüketici eski tüketici değil, markadan daha fazlasını biliyor, daha fazla konuşuyor. Markalar, ürünleri hakkında online bilgi paylaşıyor. Tüketiciler markalardan %86 daha fazla bilgi paylaşıyor! Markadan daha fazla biliyor! Tüketiciler eskiden markanın reklamına güvenirken, şimdi tüketiciler her şeyi kullanıcı deneyimlerinden öğreniyor, onlara güveniyor. Yapılan araştırmalarda reklamlara güven %42’yken, insanlara güven % 97! Çünkü onlar amatör, çıkarı yok! Peki, bütün bu süreç nasıl başladı. WEB 1.0’la! Bildik, bulduk, seçtik ve aldık. Baktığımız, gördüğümüz şeyi bilmiyorduk. Daha fazla bilmeliydik. Bu devir artık bitti. Dietmar bu süreci aynen soğuk bir odaya benzetiyor. Gördüm, beğendim, aldım. Eskiden interaksiyonsuz buz gibi bir ortam vardı. Ancak işler Web 2.0’la değişmeye başladı. Yaratmaya başladık, yayınladık, bağlandık, oturduk, buluştuk, konuştuk. Aynen Hollandalı bir uçak firmasının “Meet & Seat” reklamlarında kullandığı gibi. Ama daha fazlası,  Web 2.0’ın upgrade versiyonuyla geldi. Artık her şeye bağlandık. İstediğimiz an istediğimiz şeye ulaşır olduk. Hem de anında! Lokasyonumuza göre seçenekler sıralanır oldu, her şey istediğimiz an hep yanımızda oldu. Ulaşım bedeli ve aracılar aradan kalktı, aygıtlar aradan henüz kalkmadı ama neredeyse kalkacak… Akıllı cihazlar gittikçe artıyor, her şey tek bir şeyin içine giriyor. TV artık eskidi, içinde internet olmayan, bizi başka aygıtlara bağlamayan bir TV yetersiz kalıyor, istemiyoruz. iPhone da yakın zamanda yok olacak, ama SIRI yoluna deva edecek ve “iPhone, SIRI’nin babası olarak bilinecek” ve ardından CYBORGLAR gelecek… Ürünler şeffaflaşıp, yapay zekası olan araçları gelecekte görebileceğiz. Örneğin, tatilde otelin konsiyerjine restoranda yer ayırttıracağımıza, sandalyeye bağlanıp, onu ayırtacağız diyor Dietmar Dahmen. Otomobiller yapay zekalar tarafından yönetilecek. Ve 2020’ye kadar 50 milyar obje birbirine bağlanacak. Ve her şey, her şeye bağlı olacak. image

Deitmar Dahmen’e konuşmasını ilginç kılan da, bu öngörüler gerçekleşirken hangi kritik kavşakta olacağımızı düşünmemiz belki de. Ve sürekli artan seçenekler ve bilgiye erişim imkanın olduğu anda neyi seçeceğimiz, neye inanacağımız. Bu kadar seçenek arasında insanlar ne yapacak sorusu… Dietmar Dahmen’a göre birbirimize bağlandıkça ileri gittiğimiz bir sürecin içindeyiz. Eskiden tek bir kaynaktan veya üreticiden, teker teker tüketicilere bilgi, ürünler, hizmetler ulaşırken, zamanla insanlar birbirine bağlandı. Sonra biz her yere bağlandık, ardından insanlar görünmeyen yapay zekalara bağlanmaya başladı, aynen SIRI de olduğu gibi… En sonunda her şey her şeye bağlanmış olacak! Bu süreç gerçekten de çok hızlı olabilir. Kendimizi doğada, tek başımıza bıraksak ne yaparız? Eğitim sistemindeki çıkmazları sorgularken, ego patlamaları yaşarken, trafikten bunalırken, güneşli bir havada yine ofiste tıkılırken hep bir kavşaktayız. Zaman zaman kendi hikayemizi paylaşarak adımlar atabiliriz. Kendi hikayemizi paylaşıyoruz da. Sonunda ben bunu istiyorum deyip adımlar atıyoruz. Bir anda ‘gerçek’le karşılaşabiliyoruz ve önümüzde bir kavşak görüyoruz. Birçok konuşmacının hikayesinde, sizin, onların hikayelerinde ve benim hikayemde olduğu gibi. Her an bir kavşakla karşılaşıp bir karar veriyoruz. Rutinden kaçıp, hobilerimize yöneliyoruz. Hobilerimiz rutin olunca yine bir kavşak arıyoruz… TEDxReset bu hafta sonu beni resetledi. İnteraktif Peyzajlar’dan “digital urbanisation” ve “tekil sosyallik” hallerine, Doğu ile Batı arasında sıkışmışlıklardan ‘doğru mu, yanlış mı’ ya kadar birçok kavşaktan bahsedildi. İzleyiciler de büyük bir keyifle sunumları dinledi, sunumlardan sonra da düşüncelerini birbiriyle paylaştı… Ama herkes yine bir kavşaktaydı.

         TEDxReset

To Tumblr, Love Pixel Union